Add to Netvibes

22 Mart 2007 Perşembe

AHMAKÇA ŞEYLER BUNLAR !


EDEBİYAT DÜNYASI CEVAP ARIYOR: 'P'ENİS'İ KİM YAZDI? İŞTE İDDİA!

22.03.2007 08:58

Edebiyat çevreleri, normalden büyük penise sahip bir adamın hayatını anlatan "P'ENİS" isimli romanı kaleme alan yazarı arıyor... İşte, iddialara göre kitabın yazarı olan ünlü isim.

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan "P'enis" isimli romanın yazarının ünlü yazar ve eleştirmen Enis Batur olduğu öne sürüldü. Penisinin boyu 32.5 santimetre olan bir adamın başından geçenlerin anlatıldığı romanın kapağında çok büyük bir "P" harfi bulunuyor. Bu harfin hemen altında ise "ENİS ROMAN" yazıyor. Harfler birleşik söylendiğinde ise kitabın ismi "Penis Roman" olarak okunuyor. Ama edebiyat çevresi büyük P hariç tutulduğunda okunan "Enis Roman" kelimelerinin "Enis Batur" a gönderme yapmak için özellikle seçildiği fikrinde birleşiyor.

Röportajı çıkmıştı

Edebiyat çevreleri de, kitabın Enis Batur'a ait olduğu iddialarıyla çalkalanıyor. Yıllardır sayısız kitabı çıkan Batur'un, bir türlü en çok satanlar listesine girmemesine içerleyip, çevresindekilere, "Bir gün öyle bir popülerkültür romanı yazacağım ki, yer yerinden oynayacak" dediği öne

sürülüyor. Bu sözler, kitabın yazarının Batur olduğu savına kanıt olarak gösteriliyor. Tartışılan kitap çıktıktan sonra, yazarı isim vermeden bir gazeteciye verdiği röportajda, kitapta yaşananların normalden iri penise sahip olan bir kişinin hayatı olduğu izlenimi verilmişti. Röportajda, kitabın yazarı adının Enis olduğunu da öne sürmüş, penisinin iriliği nedeniyle hayatının zorlaştığını anlatmıştı. Yazar, "Bu kitap tamamen kurgu mu, yoksa otobiyografik yanları da var mı?" sorusunu ise şöyle yanıtlamıştı: "Otobiyografik yanları var. İyi bir esin kaynağım vardı diyelim, bana çok 'büyük' bir ilham verdi..." Kara mizah olarak nitelenen "P'enis Roman", Okuyan Us yayınlarından çıktı. SABAH


Enis Batur'un medya ile eş zamanlı yahoo grubuna da gönderdiği kınama yazısı :

Otuzyedi yıllık yazı hayatımda pek çok olayla karşılaştım, ilk kez şerefsiz bir saldırının kurbanı haline getiriliyorum. Günlük bir gazete, basın ilkelerinin hiçbirine sığdırılmayacak bir sorumsuzluk anlayışıyla, tek bir dayanak olmaksızın, bütünüyle asılsız ve seviyesiz dedikodulardan hareket ederek, takma isimle yayımlanmış, benim gözümde paçavra kadar değeri olmayacak bir kitabın yazarı olduğumu ilan ediyor.

Kitabın yayıncısı Cem Mumcu, aynı zamanda Hipokrat yemini etmiş bir hekim. Ortaya çıkıp sözkonusu kitapla ilgili gerekli açıklamaları yapmadığı taktirde, bu haysiyetsizliği alnında bir dövme olarak taşıması gerekeceğine inanıyorum.

Haberi yayımlayan gazetenin yayın ahlakı açısından özür dileyecek olgunlukta bir davranış göstereceğini umacak kadar safdil olduğum sanılsın istemem. Buna karşılık, böylesine çirkin bir tecavüz konusunda Basın Konseyinden bir açıklama bekliyorum. Türkiye'nin, yazarlarını bu kadar kolay karalayabilmesinin nelere malolduğunu görüyor muyuz ?

Kendi payıma, yaşanan rezillikle ilgili Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN Yazarlar Kuruluşu, Türkiye Yayıncılar Birliği, Edebiyatçılar Derneği gibi kuruluşların olay karşısındaki tutumlarını merakla bekleyeceğim. Beklerken, kendi gazetemdeki köşem dahil, bütün Basın organlarından uzak durmayı tercih edeceğimi ifade etmek isterim. Bu çerçevede, hiç değilse saygın yayın organlarının, sözkonusu saldırıyı konu edinmeyerek daha fazla kirliliğe yolaçmamalarını da dilerim.

Böyle bir kültür ortamında yaşıyor olmaktan utanç duyuyorum.

Enis Batur


Romanı basan yayınevinin sahibi Cem Mumcu'nun Enis Batur'a mektubu



"Enis Selam,

Basına gönderdiğin yazı için beni gazetelerden aradıklarında Sabah Gazetesi'nden birinin yazdığı -malumun olan- saçma yazıyı henüz okumamıştım. Doğrusu -edebiyat tarihinde binlercesi olan- takma isim kullanan bir yazarın kitabını yayınlarken de başıma bunların geleceğini, senin gibi birinden böylesine hakaret dolu sözler duyacağımı da bilmiyordum. Kitabı her anlamda yayınlanmaya layık bulduğum için yayınladım. Okuduğunu sanmıyorum ama kendi meselesini, gender identity problematiğini çok iyi ortaya koyan bir kitap olduğunu düşünüyorum. İsmi de içeriğine çok uygun konmuştu. Yazarın da seninle veya başka bir Enis'le ilgisi yoktu. Oradaki Enis, sadece sözcüğün içerdiği oyuna katılma potansiyeli taşıyordu.

Sürecin neresinde haysiyetimi zedeleyecek bir şey yaptım hala da biliyor değilim. Kitabın yazarının sen olduğuna dair bir söylenti yaydığımı falan mı düşündün? Bilmiyorum. Ben senden böyle bir şey beklemezdim. Yine de gazetedeki o "şey"in yalanlanmasını benim yapmamı isteseydin hemen yapardım. Olasılıkla zamansal olarak senin yazından önce haberim olsaydı sen istemeden böyle bir şeyi yapardım da.

Şimdi ne oldu? Bir dost ve ağabey olarak gördüğüm, sağduyusuna inandığım biri ne yaptı? Benim haysiyetime, Hipokrat yeminime kadar götürdü meseleyi. Yazarlar Derneği, Yayıncılar Derneği vs gibi birtakım kurumlar benden yazarın (sen olmadığını açıkladık zaten) ismini açıklamamı istiyorlar. Bunu nasıl isteyebilirler, hiç düşünmüyorlar. Tamamen bir sağduyu ve şuur kaybı var sanki.

En önemlisi telefonlarım susmuyor. İstedikleri sana yanıt vermem. Polemiği kızıştırabileceğimi, bir meteor gibi konuşma ve yazma potansiyelim olduğunu biliyorlar. Ben susuyorum ama senden sakinleşip -yine basına gönderdiğin bir yazıyla- benden özür dilemeni bekleyerek yapıyorum bunu. Ya da olup bitenin benimle ilgisini hangi bağlamda kurduğunu, düşünce sürecinin nasıl böyle akabildiğini duymak istiyorum.

Acele cevabını bekliyorum.

Cem Mumcu



.